Arkeolojik bulgular, Demir Çağı’nda Balkanlar’da köpek eti tüketilmesinin bir kıtlık sonucu değil, toplu şölenler ve kültürel ritüellerle ilişkili bir gelenek olduğunu kanıtladı.
Bulgaristan’daki arkeolojik alanlar üzerinde çalışma yürüten Zooarkeolog Stella Nikolova, antik dönemdeki beslenme alışkanlıklarına dair çarpıcı veriler paylaştı. İncelenen 10 farklı bölgede, hayvancılığın oldukça gelişmiş ve zengin olduğu saptanırken; köpek eti tüketiminin ekonomik zorunluluktan ziyade belirli sosyal ve dini törenlerin bir parçası olduğu anlaşıldı.
Kemiklerdeki “Profesyonel” Kasaplık İzleri
Araştırmada, o dönemdeki köpeklerin boyut olarak günümüzdeki Alman çoban köpeklerine benzediği belirlendi. Ancak kemikler üzerinde yapılan incelemeler, bu hayvanlara modern anlamda bir “evcil dost” statüsü verilmediğini gösterdi. Özellikle etin bol olduğu arka bacak ve kaburga kemiklerinde profesyonel metal aletlerle yapılmış kesik izleri tespit edildi. Bazı alt çenelerdeki yanık izleri ise hayvanların tüylerinin tüketilmeden önce ateşle temizlendiğini kanıtladı.
Sadece Traklara Özgü Değil
Yunan ve Roma kaynakları, bölge halkı olan Traklara “uygar olmayan savaşçılar” etiketi yapıştırsa da kazılar bu pratiğin bölge genelinde yaygın olduğunu ortaya koydu. Stella Nikolova, Yunanistan ve Romanya’daki bulguların da benzerlik gösterdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Köpek eti tüketimi, MÖ 1. binyılda Kuzeydoğu Akdeniz genelinde belirli bir düzende uygulanan bir kültürdür.”
Toplumsal Algı Zamanla Değişti
Araştırma, zaman geçtikçe toplumsal tutumların nasıl evrildiğini de gözler önüne serdi. Demir Çağı’nın erken evrelerinde köpek kemikleri çöplüklerde diğer gıda atıklarıyla birlikte bulunurken; ilerleyen dönemlerde bu uygulamanın yerini, vücut bütünlüğü bozulmadan gömülen iskeletlere bıraktığı gözlemlendi. Bu durum, köpeğin “alternatif bir lezzet” olmaktan çıkıp farklı bir sosyal konuma yerleştiğini simgeliyor.




