İş Kanunu, işverenin yönetim hakkını “eşitlik ilkesi” ile sınırlandırıyor. Haklı bir neden olmaksızın çalışanlar arasında keyfi ayrımcılık yapan işverenler, 4 aylık ücret tutarında tazminat ödemekle karşı karşıya kalabilir.
İşverenlerin iş yerini yönetme, çalışma saatlerini belirleme ve iş dağılımı yapma yetkisi bulunsa da bu yetki sınırsız değil. Hukukçular ve uzmanlar, yönetim hakkının “dürüstlük kuralı” ve “eşit davranma ilkesi” çerçevesinde kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Yönetim hakkının sınırları
İşveren, işin yürütülmesi için talimat verebilir ancak eşit durumdaki işçiler arasında objektif bir neden olmadan farklı uygulamalar yapamaz. Yargıtay kararlarına göre, “biyolojik veya işin niteliğine ilişkin zorunlu sebepler” olmadıkça çalışanlar arasında ayrım yapılamıyor.
Hangi durumlar ayrımcılık sayılır?
Anayasa ve İş Kanunu’na göre şu gerekçelerle çalışanlar arasında ayrım yapmak yasaklanmış durumda:
-
Dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik.
-
Siyasi düşünce, felsefi inanç.
-
Din ve mezhep.
-
Tam süreli-kısmi süreli veya belirli-belirsiz süreli sözleşme türü farkı.
4 maaş tazminat ve ek haklar
Eşit davranma borcuna aykırı davranıldığının tespit edilmesi halinde çalışanların şu hakları doğuyor:
-
Ayrımcılık Tazminatı: İş Kanunu uyarınca, hâkimin takdir edeceği şekilde çalışana 4 aya kadar ücreti tutarında tazminat ödenmesi.
-
Yoksun Kalınan Haklar: Tazminata ek olarak, ayrımcılık nedeniyle çalışanın mahrum bırakıldığı diğer maddi hakların (prim, ikramiye vb.) talep edilebilmesi.
İspat yükü kimde?
Yasalara göre ayrımcılık yapıldığını iddia eden işçinin bunu ispatlaması gerekiyor. Ancak işçi güçlü bir delil veya emare sunduğunda, ayrımcılık yapmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçiyor.
Dilerseniz “kötü niyet tazminatı” veya “kıdem tazminatı şartları” hakkında da detaylı bilgi verebilirim?




