Plastik kirliliğiyle mücadelede bugüne kadar duyduğumuz en etkileyici haberlerden biri Waterloo Üniversitesi’nden geldi. Araştırmacılar, doğanın en usta parçalayıcıları olan mantarlardan ilham alarak, plastik atıkları güneş ışığıyla değerli ham maddelere dönüştüren bir “moleküler makas” geliştirdi.
İşte bu teknolojiyi bir “oyun değiştirici” yapan temel özellikler:
Mantar Bilgeliği: Doğadan Mühendisliğe
Doğada mantarlar, odun gibi parçalanması imkansız görülen sert yapıları enzimleri sayesinde moleküllere ayırabiliyor. Waterloo ekibi de bu süreci taklit ederek:
-
Yüksek sıcaklık (fırınlar) veya devasa basınç üniteleri yerine güneş ışığını enerji kaynağı olarak seçti.
-
Geliştirilen “tekli demir atomlu” fotokatalizör sistemi, plastik zincirlerini güneş ışığıyla temas ettiği anda “ısırmaya” başlıyor.
Çöp Mü, Servet mi? Asetik Asit Dönüşümü
Bu yöntemi klasik geri dönüşümden ayıran en büyük fark, plastiği sadece küçültmekle kalmayıp kimyasal yapısını tamamen değiştirmesidir:
-
Süreç: Plastik atıklar önce karbondioksite, ardından endüstride çok yaygın kullanılan asetik aside dönüşüyor.
-
Sıfır Emisyon: Süreç boyunca atmosfere yeni bir karbon salınımı gerçekleşmiyor; sistem kapalı bir döngüde çalışıyor.
-
Ekonomik Değer: Atıklar yok edilmek yerine, tekstilden gıdaya kadar pek çok sektörde kullanılan değerli bir kimyasala evriliyor.
“Ayıklama Derdine Son”: Karışık Atık İşleme
Geri dönüşüm tesislerinin en büyük maliyet kalemi ve kabusu, plastikleri türlerine (PET, PVC, PP vb.) göre ayırmaktır. Bu yeni teknoloji bu sorunu kökten çözüyor:
-
Seçici Değil: Su şişesi (PET), deterjan kutusu (PE) veya inşaat borusu (PVC) fark etmeksizin tüm plastik türlerini aynı anda işleyebiliyor.
-
Verimlilik Patlaması: Laboratuvar ortamında, basit alüminyum yansıtıcılar kullanıldığında sistemin üretim hızı 5 katına çıkıyor. Yani teknoloji, düşük maliyetli ekipmanlarla devasa verim vaat ediyor.




