1. Haberler
  2. Dünya
  3. Altın ve Bilginin Kayıp Başkenti: Timbuktu’nun Görkemli Tarihi

Altın ve Bilginin Kayıp Başkenti: Timbuktu’nun Görkemli Tarihi

Londra ve Paris gibi Avrupa metropolleri Orta Çağ'ın karanlık dönemlerini yaşarken, Sahra Çölü'nün kıyısında yükselen bu şehir, dünyanın tüm altın rezervlerini elinde tuttu. 12. yüzyılda kurulurken, zenginliği ve kütüphaneleriyle dünya tarihinin rotasını değiştirdi.

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sahra Çölü’nün kıyısında, kumların arasından yükselen Timbuktu, 14. ve 16. yüzyıllar arasında sadece Afrika’nın değil, dünyanın en zengin ve en gelişmiş şehirlerinden biriydi. “Altın, fildişi ve tuzun başkenti” olarak anılan bu antik kent, zenginliğiyle bir dönem Londra ve Venedik gibi devleri geride bırakmıştı.

Dünyanın Altın Deposu: Mansa Musa’nın Şehri

Timbuktu’nun efsanevi zenginliği, Sahra kervan yollarının tam kesişme noktasında yer almasından geliyordu. Güneyin altın ve fildişi yatakları ile kuzeyin yaşamsal öneme sahip tuz madenleri burada takas ediliyordu.

“Tanrı’nın Kelamı Yalnızca Timbuktu’da Bulunur”

Timbuktu sadece ticaretle değil, devasa bir bilgi hazinesiyle de ünlüydü. Şehirdeki entelektüel derinliği anlatan meşhur bir Batı Afrika atasözü şöyle der: “Tuz kuzeyden, altın güneyden, gümüş ise beyaz adamların memleketinden gelir; ancak Tanrı’nın kelamı ve irfanın hazineleri yalnız Timbuktu’da bulunur.”

  • Sankore Üniversitesi: Dönemin en ileri eğitim kurumlarından biri olan Sankore, yaklaşık 25 bin öğrenciye kapılarını açmıştı. Bu, o dönem için şehrin nüfusunun neredeyse dörtte birine denk geliyordu.

  • El Yazmaları Hazinesi: Şehirde astronomiden tıba, matematikten hukuka kadar her alanda yazılmış yaklaşık 400 bin el yazması eser bulunuyordu. Bu eserler o kadar değerliydi ki, pazarlarda kitaplar altından bile daha yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyordu.

Neden “333 Evliya Şehri”?

Timbuktu, İslam dünyasında büyük bir manevi öneme sahiptir. Şehrin her köşesinde yer alan türbeler ve anıt mezarlar nedeniyle halk burayı “333 Evliya Şehri” olarak adlandırır. Bu evliyaların şehri koruduğuna dair inanç, kentin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Çöküşün Perde Arkası

  1. yüzyılın sonuna kadar Londra ve Paris’ten çok daha görkemli bir yaşam sunan Timbuktu, iki ana sebeple eski gücünü kaybetti:

  2. İstilalar: 1591 yılında Fas ordusunun ateşli silahlarla şehri işgal etmesi, alimlerin sürgün edilmesine ve kütüphanelerin yağmalanmasına yol açtı.

  3. Ticaret Yollarının Değişmesi: Avrupalıların deniz yollarını keşfetmesiyle birlikte, Sahra üzerinden deve kervanlarıyla yapılan ticaret önemini yitirdi ve şehir stratejik bir “ada” gibi çölün ortasında yalnız kaldı.

Bugün: Tehlike Altındaki Miras

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Timbuktu, günümüzde çölleşme ve siyasi çatışmalar nedeniyle büyük tehdit altında. Ancak 2012’deki radikal örgüt baskınları sırasında halkın, yüz binlerce paha biçilemez el yazmasını gizlice sandıklara doldurup teknelerle kaçırarak kurtarması, şehrin ilme olan sadakatinin hala yaşadığını kanıtlıyor.

Altın ve Bilginin Kayıp Başkenti: Timbuktu’nun Görkemli Tarihi
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin