Sahra Çölü’nün kıyısında, kumların arasından yükselen Timbuktu, 14. ve 16. yüzyıllar arasında sadece Afrika’nın değil, dünyanın en zengin ve en gelişmiş şehirlerinden biriydi. “Altın, fildişi ve tuzun başkenti” olarak anılan bu antik kent, zenginliğiyle bir dönem Londra ve Venedik gibi devleri geride bırakmıştı.
Dünyanın Altın Deposu: Mansa Musa’nın Şehri
Timbuktu’nun efsanevi zenginliği, Sahra kervan yollarının tam kesişme noktasında yer almasından geliyordu. Güneyin altın ve fildişi yatakları ile kuzeyin yaşamsal öneme sahip tuz madenleri burada takas ediliyordu.
-
Altın Çağı: Orta Çağ boyunca dünyadaki altın ihtiyacının yaklaşık üçte ikisi Batı Afrika’dan karşılanıyordu ve bu altının merkezi Timbuktu pazarlarıydı.
-
Mansa Musa Faktörü: Tarihin en zengin insanı kabul edilen Mali İmparatoru Mansa Musa, 1324’teki efsanevi hac yolculuğunda o kadar çok altın dağıtmıştır ki, geçtiği bölgelerde (Kahire gibi) altının değeri yıllarca kendine gelememiştir. Timbuktu, onun himayesinde altın bir çağ yaşamıştır.
“Tanrı’nın Kelamı Yalnızca Timbuktu’da Bulunur”
Timbuktu sadece ticaretle değil, devasa bir bilgi hazinesiyle de ünlüydü. Şehirdeki entelektüel derinliği anlatan meşhur bir Batı Afrika atasözü şöyle der: “Tuz kuzeyden, altın güneyden, gümüş ise beyaz adamların memleketinden gelir; ancak Tanrı’nın kelamı ve irfanın hazineleri yalnız Timbuktu’da bulunur.”
-
Sankore Üniversitesi: Dönemin en ileri eğitim kurumlarından biri olan Sankore, yaklaşık 25 bin öğrenciye kapılarını açmıştı. Bu, o dönem için şehrin nüfusunun neredeyse dörtte birine denk geliyordu.
-
El Yazmaları Hazinesi: Şehirde astronomiden tıba, matematikten hukuka kadar her alanda yazılmış yaklaşık 400 bin el yazması eser bulunuyordu. Bu eserler o kadar değerliydi ki, pazarlarda kitaplar altından bile daha yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyordu.
Neden “333 Evliya Şehri”?
Timbuktu, İslam dünyasında büyük bir manevi öneme sahiptir. Şehrin her köşesinde yer alan türbeler ve anıt mezarlar nedeniyle halk burayı “333 Evliya Şehri” olarak adlandırır. Bu evliyaların şehri koruduğuna dair inanç, kentin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Çöküşün Perde Arkası
-
yüzyılın sonuna kadar Londra ve Paris’ten çok daha görkemli bir yaşam sunan Timbuktu, iki ana sebeple eski gücünü kaybetti:
-
İstilalar: 1591 yılında Fas ordusunun ateşli silahlarla şehri işgal etmesi, alimlerin sürgün edilmesine ve kütüphanelerin yağmalanmasına yol açtı.
-
Ticaret Yollarının Değişmesi: Avrupalıların deniz yollarını keşfetmesiyle birlikte, Sahra üzerinden deve kervanlarıyla yapılan ticaret önemini yitirdi ve şehir stratejik bir “ada” gibi çölün ortasında yalnız kaldı.
Bugün: Tehlike Altındaki Miras
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Timbuktu, günümüzde çölleşme ve siyasi çatışmalar nedeniyle büyük tehdit altında. Ancak 2012’deki radikal örgüt baskınları sırasında halkın, yüz binlerce paha biçilemez el yazmasını gizlice sandıklara doldurup teknelerle kaçırarak kurtarması, şehrin ilme olan sadakatinin hala yaşadığını kanıtlıyor.




