Hürriyet yazarı Hande Fırat’ın medya eleştirisiyle başlayan tartışma, Cem Küçük’ten sonra Hilal Kaplan’ın çıkışıyla alevlendi.
İktidara yakın medya kuruluşları arasındaki “gazetecilik ve tarafsızlık” tartışması derinleşiyor. Hürriyet yazarı Hande Fırat’ın, AK Partili siyasetçilerin ekranlara çıkmamasını ve gazetecilerin “parti sözcüsü” konumuna düşmesini eleştirdiği “Şimdi iğneyi batırma zamanı” başlıklı yazısı, diğer yazarların sert tepkisini çekti. Tartışmaya son olarak Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, iktidarı destekleyen yorumcuların karşılaştığı muameleyi eleştirerek dahil oldu.
“Mahallenin Danası ve Kum Torbası”
Hilal Kaplan, AK Parti’yi açıktan destekleyen isimlerin hem kendi mahallelerinde hem de muhalefet nezdinde hak ettikleri değeri görmediklerini savundu. Kaplan, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede AK Parti’yi açıktan destekleyen bir yorumcu iseniz, birkaç istisna hariç AK Partililer sizi ‘mahallenin danası’ olarak, muhalifler de hınçlarını çıkaracağı bir ‘kum torbası’ olarak görür.”
Cem Küçük’ten Kapasite Eleştirisi
Polemiğin bir diğer tarafı olan Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük, Hande Fırat’ın yazılarını kendisinin yazmadığını öne sürerek tartışmanın dozunu artırdı. Küçük, Fırat’ın Batı medyasından örnekler vermesini eleştirerek şunları söyledi:
“Hande Fırat herkese gazetecilik dersi vermeye kalkmış! İddia ediyorum o iki yazıyı kendisi yazmadı. Zaten öyle bir kapasitesi yok. Dil bilmeyen biri ABD’den nasıl örnek verecek”
Siyasetçilere “İğne” Çağrısı
Tartışma sadece medya etiğiyle sınırlı kalmadı. Hilal Kaplan, AK Partili siyasetçilerin kritik meselelerde sessiz kalmasını ve sosyal medyadan dahi kaçınmasını eleştirdi. Medya ve siyaset ilişkisinin ideolojik netlik üzerinden değil, kimlerin “dokunulmaz” kimlerin “harcanabilir” olduğu üzerinden tartışılması gerektiğini vurgulayan Kaplan, özeleştirinin gerçeği makyajlamaması gerektiğini belirtti.




